|
GüNCeL
|
|
Saturday, 04 September 2010 |
Tartışmayan, fikir beyan etmeyen kalmadığına göre artık ben de yazabilirim. Ne de olsa son sözü deliler söyler. Aslında deliler devamlı söylerler, herkes sustuğunda onlar konuşmaya devam ettiğinden son sözü de söylemiş olurlar. |
|
Devamı...
|
|
|
GüNCeL
|
|
Friday, 03 September 2010 |
Bir şey aklıma geldiğinde sıcağı sıcağına yazmaz ya da teferruatlı olarak not almazsam daha sonrada konuyu hatırlasam da yazamıyorum. Çalakalem yazmanın getirdiği handikaplardan birisi de bu. |
|
Devamı...
|
|
|
ŞiiR
|
|
Thursday, 02 September 2010 |
Ümitsizliğe düşüp gökyüzüne açtığın Sonra yüze sürdüğün avucunda ben olsam Yüreğinde damıtıp gözlerime saçtığın Ok gibi kirpiklerin bir ucunda ben olsam |
|
Devamı...
|
|
|
GüNCeL
|
|
Wednesday, 01 September 2010 |
Bir şeyin başına “ev” takısı gelince içerik acayip değişikliğe uğruyor, sanki bambaşka bir hal alıyor. Başlığı yazdığım anda hissettim bunu. Sanıyorum sizler de hissedeceksiniz. |
|
Devamı...
|
|
|
GüNCeL
|
|
Tuesday, 31 August 2010 |
Tabi ben yekten Ahmet Hakan ile kanka olduk deyince kimse inanmayacaktır, zaten kimsenin inanmaması da normaldir. Ancak böyle bir olasılığın az da olsa olma olasılığı da göz ardı edilmemelidir. |
|
Devamı...
|
|
|
ŞiiR
|
|
Monday, 30 August 2010 |
Bir kuytu bulsam da girsem altına Kuytular... Kuytular... Beni gölgeler Güneşle kurulur ince tahtına Böylece canlanır, yaşar gölgeler |
|
Devamı...
|
|
|
ŞiiR
|
|
Sunday, 29 August 2010 |
Kapkara bir şafak, doğan üstüme Dağlardan bir duvar, tuğladan perde Sitem mi, lanet mi; yağan üstüme Talihim sürüngen, sürünür yerde |
|
Devamı...
|
|
|
GüNCeL
|
|
Saturday, 28 August 2010 |
Başlığa bakınca akla ilk gelen şey bir insanın üniformaya olan tutkusudur. Hatta bu durum fetiş noktalara kadar bile uzanabilir. Böyle bir tutkunun varlığından çok çok sonraları haberim oldu. |
|
Devamı...
|
|
|
GüNCeL
|
|
Friday, 27 August 2010 |
Yaz aylarında tam da sıcaklarla çakışan ve bundan mütevellit feyzi ve bereketinin artacağı ümit edilen Ramazan ayı münasebetiyle; sandalye/koltuk/masa, takım/taklavat, şebek/şaklaban sahibi zevatın; bu mübarek ayın yüzü suyu hürmetine münasebetsizliklerine ara vereceği düşünüldü. |
|
Devamı...
|
|
|
ŞiiR
|
|
Thursday, 26 August 2010 |
İner gözkapağı, kesilir nefes Bedeni tuş eder ruhlarda künde Dört kollu tahtadan küçük bir kafes Sarıklı bir imam gider önünde |
|
Devamı...
|
|
|
GüNCeL
|
|
Tuesday, 24 August 2010 |
Halka İnme Çalışmaları no:8 Tatile gitmeden evvel halkımıza inme çalışmalarına ara vermiştik. Geçenlerde bir kafeteryanın önünde asılı olan “köy kahvaltısı verilir” tabelasını görünce ilham geldi. “Al işte tam benlik bir konu” dedim. |
|
Devamı...
|
|
|
<< Baslangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 1 - 11 in 283 |