header
header
header
header
header  
header Anasayfa arrow Özgeçmişim
Ana Menu
Anasayfa
GüNCeL
MiZAH
DeNeMe
SPoR
ŞiiR
Geziyorum
İnanç Dünyası
Milliyet Blog Sayfam
Twitter Sayfam
Konuk Yazar
Bu Sayfayı Paylaş
Share |
Follow murathacioglu on Twitter
ANKET
Şampiyon kim olur?
 
Facebook Sayfam
Popüler Yazılar
Saat
Ziyaret İstatistikleri
Bugün41
Dün128
Bu Hafta265
Bu Ay938
Toplam389860

(C) Fliesenstadt
Murat HACIOGLU WebTeaMJoomla Web DesignJoomla TemplatesJoomla hosting
 
Özgeçmişim Yazdır E-Posta
Monday, 24 November 2008

 Evvel zaman içinde şirin bir ilçede doğduğum rivayet edilir… Yılını da biliyorum ama kime ne faydası olacak söylesem… Üç aşağı beş yukarı aynı yaştayız varsayın… (Ha boyum-posum, huyum-suyum ve bilumum detaylı bilgim meraklısına özet geçilir…) Kitap önsözü gibi akademik kariyerimin aşamalarını da sıralamanın bir manası yok kanımca… Ha “köylü Mehmet ağa”yım, ha “şehirli Aytekin bey"im… Ha kapınızdaki “apartman görevlisi”yim ha “plazanızın müdürü”yüm… Farz edin ki "servis minibüsünün şoförü"yüm, farz edin ki “müsteşar yardımcısı”yım… Ne değişecek…Siz deyin ki adamsın; ben diyeyim insanım...

Üzerimdeki elbise pırıltılı ve ışıltılı ise dediklerime kulak verecek, simit-çayla kahvaltı eden hizmetliysem dinlemeyecek misiniz beni?... Parmağımda pırlantalı yüzük ve gerdanımda inciler taşıyorsam makbule geçecek, elimde tesbihimle “ya sabır” çekiyorsam dikkate değer bulmayacak mısınız yazdıklarımı?... Sıradan bir memur isem tespitlerimin değeri olmayacak mı gözünüzde ya da üst düzey devlet görevlisiysem kanun mu olacak yazdıklarım?...

İçimizdeki insana bakacaksak eğer ben de onlardan bir tane var… Paylaşmak isterseniz hepimize yeter… Siz de içinizdeki insanı paylaşmak isterseniz seve seve kabul ederim… “Ne şiş yansın ne kebap” edebiyatı yapacaksak yol-yordam çok… Ama zülfü yare dokunacaksak/dokunduracaksak içimizin acımasına katlanacağız, ağlanacak halimize gülerken ağlanacak hallerimize çare üreteceğiz… Bir tek ben yapsam ne olur ki demeden; taşıdığımız değerlerin savunmasını/politikasını/mücadelesini yapacağız ki DEĞER oldukları bilinsin… “Ortak değer” demiyorum, “değerlerimiz” diyorum… Ahmet’e göre “ak”, Mehmet’e göre “kara” olabilir… Önemli olan inandığımız şeye, neden inandığımızı bilmemiz ve bildiğimizi özümseyebilmemiz… Özümsediğinizi de insanlık paydasında yansıtabilmeniz...

Bakarken görmeyenlerden olacağımıza gördüğümüzü anlayabilen olmamızdır asıl olan… Anlayabildiklerimizi de değerlendirebilen… Değerlendirdiklerimizi de yaşayabilen...

Sağcı, solcu, alt tabaka, üst tabaka, zengin, fakir, popüler, yalnız, öğrenci, öğretmen, şair, yazar, okur, işsiz, köylü, kentli, memur, işçi, hizmetli, müdür ve diğerleri… Ben elbiselerinize değil, içinize bakıyorum… Size de elbiselerimi değil, içimi/yüreğimdekileri gösteriyorum… 

 
header header
header  
header