Acılara Tutunmak

acılara-tutunmakBir şarkı vardı, sanırım oradan aklıma geldi. Genel anlam itibariyle protest bir yaklaşım tarzı olarak algılanabilir yazı başlığı. Ancak içeriği kesinlikle protest bakış açısı içermiyor. Daha ziyade Pollyanna bakışı.

Genel anlamda düşünülecek olursa hayatın dinamikleri arasında tatlı anlar olduğu kadar acı anlar ve hatıralar olması kaçınılmazdır. Her ne kadar gülmeyi sevsek ve her zaman gülmek istesek de, hayata adım atar atmaz ağlamaya başladığımızı lütfen aklınızdan çıkarmayın.

Bebek doğduğu an ağlarken, belki de hayatın bu acı gerçeğinin farkına varıyordur.

Hayata adım attığımızda ya da hayatın her hangi bir evresinde ağlamış olmamızın, gözlerimizden akan gözyaşları ve yüreğimize verdiği ağırlığın haricinde bize bir yük getirmediğini varsaymalıyız belki de.

Önemli olan yaşarken ağlamak değil de, ölürken gülebilmektir, kim bilir?

Veyahut bu dünyadan göçüp giderken arkamızda gülümseyebilen yüzler bırakabilmektir belki de hayatın erdemi.

Hiçbir yolun düz ve engebesiz olduğunu hayal etmeyiz. Yürürken mutlaka ayağımızın takılabileceğini öngörebiliyorsak, hayat denen bu yolda da zaman zaman ayağımızın takılabileceğini ve hatta düşebileceğimizi unutmamalıyız galiba. Kimi zaman avuçlarımıza işleyen asfalt sürüntüsüdür bıraktığı izler, kimi zaman da çatlayan bir kemik.

Toprağın çamura döndüğü bir bağ yolunda yürüyormuşçasına dikkatli atmak gerek adımları. Paçalarımızın çamura bulaştığına üzüleceğimize, varmak istediğimiz yere varabildiğimize şükretmeliyiz. Ulaştığımız yerde içebildiğimiz bir tas sıcak çorbanın hazzını doyasıya yaşayabilmeliyiz.

Ve yürürken yalnızca kendimizi düşünmeyip, arkamızdan gelecek kimselere de yol hakkında bilgiler bırakabilmeliyiz. Ayağımızın bıraktığı izleri takip edenler daha az çamurlu paçalarla kurtulabilmeli bu çileli yoldan.

Ve eğer biz bundan mutluluk duyabiliyorsak hayatın erdemine ulaşabilmeyi hak etmişiz demektir.

“Çekilen sıkıntıların bir amacı varsa, sıkıntı çekmeye değer” diyebilmektir erdem.

Yaşamayı sadece yemek ve içmekten ibaret sayıyorsak zaten nafile bir çabadır anlatmaya çalıştıklarımız.

Tatlıdan zevk aldığımız kadar acıdan da zevk alabiliyorsak damak tadımız gelişmiş demektir tıpkı hayattaki acılardan zevk almak gibi.

Kimi zaman gülerken ağlar insan, kimi zaman da ağlarken gülebilir. Ağlarken gülebilmektir bilgeliğe giden yol. Çünkü ağlarken gülmeyi becerebilmektir sanat. Tıpkı ölürken yaşayabilmek gibi…

Acılara da tutunmalıyız, sevinçlere tutunduğumuz kadar.

Acılardan da zevk alabilmeliyiz.

Siyah olmadan beyazın güzelliğini bilemeyiz.

Ölüm olmadan yaşamanın kıymetini bilemeyeceğimiz gibi…

Murat HACIOĞLU

Print Friendly

2 comments

  1. Ahmet Gezgin dedi ki:

    Yazı güzel ama ben biraz keskin bıçağım bu nedenle düşünceye tam olarak katılamayacağım.Acılar bizim yanlışlarımızın sonucudur. Hayatımızda zorluklar olabilir ama acıların olması gerekmez.Ayrıca acıdan zevk alma diye bir şey olamaz.Yine de yazı duygusal yazılmış güzel ayrıntılar taşıyor.

    • MH dedi ki:

      İlginiz ve katkınız için teşekkür ederim. Elbette hayat acısız daha güzel. Her ne kadar acılar bizim hatalarımızın neticesinde oluşuyorsa da ortaya çıktıklarında onlara katlanmayı da öğrenmek gerekiyor kanımca. Acılara tutunmaktan kastım biraz da onlara katlanmayı öğrenmektir. Selam ve muhabbetle..

Bir Cevap Yazın

Translate »