Atatürk’e Atılan Çamur: Dinsiz!

Görsel: Alıntıdır

Görsel: Alıntıdır

“Çamur at izi kalsın” prensibi tarihin derinliklerinden bugüne değin süregelen bir karalama ve itibarsızlaştırma uygulamasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşadığı günden bugüne kadar ona da uygulanmıştır, uygulanmaya da devam edilmektedir.

Kendilerini dindar addeden bir güruh tarafından sistematik olarak Atatürk’ün aslında dinsiz olduğu; mason olduğu; dine düşman olduğu; deccal olduğu; kâfir olduğu vb iddia edilmektedir. Küçük yaşlardan itibaren bu ve buna benzer propagandist telkinler yüzünden büyüyen bir nesil doğal olarak kafasında şekillendirdiği Atatürk’e kin ve nefret beslemiştir.

Öyle ki Atatürk büstlerine yapılan saldırılardan tutun onun hakkında ileri geri söylenenlere kadar birçok emare de bu gerçeğe işret etmektedir.

Onlara göre Atatürk İslam dinine düşmandır ve zarar vermeye çalışmıştır. Çıkış noktaları ise genelde Tekke ve Zaviyelerin kapatılması ile harf inkılâbıdır. Ondan önce cephelerde verdiği kahramanca mücadeleler ise alelâde bir şeymiş gibi gösterilmekte, sıradan herkesin yapabileceği işler olarak görülmektedir.

Öncelikle yaygın bilinen daha doğrusu dezenformasyon neticesi öyle olduğu zannettirilen olaylara kısa bir açıklama getirelim. Tekke ve zaviyelerin kapatılması ve o dönemde kimi tarikat mensuplarının idam edilmesi sanıldığı gibi Atatürk’ün din düşmanlığı ile alâkası yoktur.

Dejenere olmuş, işlevini yitirmiş, siyasetin ve yolsuzlukların merkezi haline gelmiş tekkelerin başka türlü ortadan kaldırılması mümkün olmazdı. Kurunun yanında belki yaş da yanmıştır ama başka çare yoktu. Bir mecburiyet söz konusuydu.

Daha önceki çağda birer ilim ve irfan yuvası olan bu yerler zamanla dejenerasyona uğramış ve bilimsel/teknolojik gelişmelerin paralelinde kendini yenileyememiş ve doğal olarak yerini kendinden sonraki ilim/irfan müesseselerine bırakması gerekirken yobazlık/gericilik akımlarının merkezi haline gelivermiştir.

Harf devrimi de çağın gereklerin göre yorumlanması gereken bir olgudur. Osmanlıca’nın kaldırılması ile atalarımızın kaynaklarıyla irtibatımız kesilmiştir derler. Yani harf devrimi yüzünden Osmanlı arşivleri vatandaşlarla incelenemez hale gelmiştir. Buna bakarsak o devirde okuryazarlık oranının %99 filan olduğunu düşüneceğiz. Bir zahmet inceleyip araştırsınlar bakalım. Kaç tane okur yazar varmış?..

Meselenin asıl yüzüne dönecek olursak.. Atatürk bugün kendini dindar zanneden ve onu dinsizlikle suçlayan ekseriyetten daha da dindardı. İki dindarın birbirine karışmaması için Atatürk’e dindar, diğerlerine dinci demeyi tercih ederim.

Dincidir zira o dinini kullanır. Dini ile makam/mevki edinir, dini ile ihale alır, dini ile itibar kazanır, dini ile caka satar, dini ile övünür/kibirlenir, dini ile ahkâm keser, dini ile hakkı yokken onu-bunu itham eder, dini ile irtibatı olmadığı halde kendini evliya zanneder. Dolayısıyla bu kişi dindar değil olsa olsa dincidir. (Maide 5/44: Ben’den korkun ve Benim âyetlerimi az bir değere satmayın.)

İşte bu dinci taifesinin dindarlığı bir ise, Atatürk’ün dindarlığı bindir. Çünkü dinci çıkar gözetir. En amiyane tabiriyle Allah’la ticarete girer. Yani az önce saydığımız gibi dinini bu dünya için kullanmasa bile; yani makam, mevki, şan, şöhret gibi dünyalıkları elde etmek için dinini, dindarlığını kullanmasa bile Allah’tan bir beklenti içindedir.

O kişi sevap peşindedir. Cennet peşindedir. Yaptığı işi karşılık bekleyerek yapar. Hele ki bunu münafıklık kirine bulaştırarak yaparsa eyvah ki eyvah..

İşte Atatürk bu saydıklarımızdan uzaktır. O hiçbir zaman dinini dünyalık bir iş için öne sürmemiştir. Daha İslam’ın özünü korumak gayesiyle bazı uygulamalara başvurmuştur. Bunlardan belki de en önemlisi emeğinin karşılığını kendi cebinden ödeyerek Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’a meal yazdırmasıdır.

Devrin en önemli âlimi olan Hamdi Yazır Atatürk’ün isteğiyle (ücretini de bizzat Atatürk kendi cebinden ödemek üzere) Kur’an’ı Kerim’i Türkçemize tercüme etmiştir. Bugün dahi onun mealleri kullanılmaktadır. Hizmetin büyüklüğüne bakın!

Hamdi Yazır’ın Kur’an Meali yazmasının yanı sıra aydın din adamları vasıtasıyla cahil halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi için de gayret sarfetmiştir. Bakmayın bugün kendini bilmezlerin laga luga etmesine. Atatürk’e isnat ettikleri yanlış uygulamaların çoğu da zaten onun ölümünden sonra olmuştur.

Gelelim daha özel kısmına.. Atatürk çoklarının bilmediği başkaca sırları beraberinde götürmüştür. Onu içki içtiği için dinsizlikle suçlayanlar, kâfirlikle, deccallikle itham edenler aynaya bakmadıklarının farkındalar mı acaba? İslam dininde Allah adına hüküm verme yetkisi hangi kula verilmiş şimdiye dek? Allah hâşâ bunlara vahiy mi göndermiştir Atatürk’ün dinsiz olduğuna dair?

Örnek aldıklarını ve çok sevdiklerini iddia ettikleri Hz.Muhammed kime ne zaman böyle bir suçlama yöneltmiştir. Hatta o Kureyş’in ileri gelenlerinin küfür içinde kalmalarına üzülmüş, onların da Müslüman olması için çaba göstermiştir. Allah bunun üzerine “Şâyet Allah dileseydi, şirk koşmazlardı. Seni onların üzerine muhafız yapmadık. Sen, onlara vekil de değilsin(En’am 6/107)” ve “Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla affetmeyecektir(Tövbe 9/80)” diyerek O’nun bir şeyi değiştirme hakkı olmadığını dolayısıyla hüküm verme yetkisinin Allah’ta olduğunu belirtmiştir.

Bugüne baktığımızda ise dinden haberi olmayan ama kendini dindar zanneden, okuduğu iki kitaptan başka bilgisi olmayan okumuş cahiller sağa sola fetva verir hale gelmiş.

Din adına ahkâm kesmeler, hüküm vermeler baş gösteriyorsa orada dinin yanlış anlaşıldığından ve yanlış uygulandığından kuşkulanmak gerekir. Muaviye ve oğlu Yezid’de din adına ahkâm kesmiş, birisi Rasulallah’ın “ilmin kapısı” dediği Hz. Ali ile diğeri de “ciğerparem” dediği Hz. Hüseyin ile savaşmıştır. Ne için? Din için, din adına!

İşte bugünün Muaviyeleri, Yezidleri din adına ahkâm kesmeye, esip gürlemeye başlamıştır. Şimdi tutar aklı evvelin biri Atatürk’ü Hz. Ali ile ya da Hz. Hüseyin ile mi kıyaslıyorsun diye zevzeklik edebilir. Onu kıyasladığım yok. Sadece din adına ahkâm kesmenin Muaviyelik/Yezidlik olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

Atatürk’ün kendisini ilgilendirecek kişisel hataları vardı. Evet, namaz kılmıyordu, içki içiyordu. Doğru. Lakin o hatalar kendini ilgilendirir. Peygamber namaz kılmıyor ya da içki içiyor diye kimseye deccal demedi! Atatürk aynı zamanda imamlık da yapmıştır. 4 defa Cuma hutbesi okumuş ve namaz kıldırmıştır. Bu da onun İslami altyapısı olduğunu gösterir. Zaten kendisi küçüklüğünden beri Bektaşi terbiyesi almıştır.

Cumhuriyet yıllarında ise Melamilik terbiyesinden de nasiplenmiştir. Arabacı İsmail Ağa/Efendi’yi bizzat Ankara’da ayağına kadar gidip ziyaret etmiştir. Kahvehanede baş başa uzun süre sohbet etmişlerdir. Zaten inkılâplardan bazıları O’nun isteği ile yapılmıştır.

Atatürk’ün ölmeden hemen önce “Aleyküm Selam” dediği de anlatılır. Burada canını almak için gelen meleği gördüğü ve onun selamını aldığı anlatılır.

Bütün bunlardan hareketle bu fakir Atatürk’ün kendini Müslüman zanneden/iddia eden birçoklarından daha Müslüman olduğuna inanır. Kaldı ki o bir ulusu işgalden kurtarmak için var gücüyle mücadele etmiştir. Dâhili ve harici düşmanlarla mücadele ile geçen ömrü yetmemiş hâlâ daha mücadeleye devam etmektedir. Bütün bu mücadele içerisinde hiçbir zaman dinini öne çıkarmamış, inancını basamak yapmamıştır.

Bunun dışında Kur’an’ın her Türk vatandaşı tarafından anlaşılabilmesi ve Allah’ın bizden ne istediğinin öğrenilmesi için ücretini cebinden ödemek suretiyle mealini yaptırmıştır.

Dini yozlaştıran, insanları sömüren, siyasete bulaşan, her türlü fitnenin merkezi haline gelmiş sözde tarikat merkezlerini kapatmıştır. Böylece İslam’ın yozlaştırılmasının kısmen önüne geçmiştir.

 

Selam ve muhabbetle..

Murat HACIOĞLU

21.11.2013

Print Friendly, PDF & Email

Arkadaşlarınızla Paylaşın

4 comments

  1. Gamze Uzgider Söker dedi ki:

    Teşekkür ediyorum size Murat Bey, bu güzel ve anlamlı yazı için.. 1938’de Ata’nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir yazıda şöyle denilmiş; “Allah bir ülkeye yardım etmek ve onun elinden tutmak isterse, başına Mustafa Kemal gibi bir lider getirir.” Dünya değerini biliyor ama maalesef kendi ülkemizde değerini bilmeyip, karalamaya çalışanlar var… Selamlarımla

  2. ALI. dedi ki:

    ATATURK KONUSUNDA ISE YAKIN BIR GELECEKTE BIZE OGRETILEN BIRCOK SEYIN ASLINDA NE KAAR YANLIS OLDUGUNU GORECEKSINIZ.
    SIZE BIRKAC TIYO VEREYIM.
    ATATURKU DONEMIN ISLAM HALIFESI GOREVELENDIRMISTIR. USTELIK MARASALLER VAR IKEN BIR YUZBASIYA GOREV VERMISTIR.
    ATATURK SULTAN ABDULMECIT ILE BIR AVRUPA GEZISINDE MASONLARIN ICINE GIRMIS VE ONLARIN HILELERII COZDUKTEN SONRA MASONLUGU 1935 YILINDA YASAKLAMISTIR. ANCAK HERKES ATATURK MASONDU DERKEN BU BILGILERI BILEREK GIZLERLER.
    ATATURKUN BUTUN INKILAPLARI DAHA ONCEDEN ISLAM HALIFESI OLAN ADISAHLAR TARAFINDAN HAZIRLANMIS OLMASINA RAGMEN O UYGULADIGI ICIN YOBAZ ULEMA ONU SUCLAMISTIR.
    AYNI SEYI IKINCI MAHMUT ICIN DE YAPMISLAR VE ONA GEVUR PADISAH DEMISLER. OYSAKI O AYNI ZAMANDA HALIFEDIR.
    MEDRESE VE TEK TARAFLI (SADECE DINI) EGITIM SISITEMININ NE KADAR BOZUK VE NOKSAN OLDUGU KONUSUNDA ILK RAPORU OSMANLIYA BEDIUZZAMAN HAZRETLERI VERMISTIR VE MEDRESELERIN KAPATILARAK FEN, MATEMATIK BIYOLOJI, COGRAFYA VS VE DINI ILIMLERIN BERABERCE OKUTULDUGU IMAMHATIP TIPI OKULLARA GECILMESININ SART OLDUGUNU ILK BEDIUZZAMAN SAVUNMUS VE ERZURUMDA ACILAN VE ADI *ATATURK UNIVERSITESI* OLAN OKULA ISTE BU BENIM OKULUM DEMISTIR. (BU COK ILGINCTIR..)
    GECENLERDE IMAMAHATIP OKULLARININ 100 KURULUS YILINI KUTLADIK. BU TARIH 90 YILLIK CUMHURIYET TARIHINDEN ESKIDIR. DIKKATINIZI CEKERIM.
    ATATURK 1931 YILINDAN ITIBAREN HEP ISTANBULDA TUTULMAYA CALISILMISTIR. OYSAKI MECLIS ANKARADADIR.
    ILK ISTIKLAL MAHKEMELERINI ISMET INONU KURMUSTUR. BUTUN KIYIMLAR O YAPMIS SUC ATATURKE KALMISITIR. BU ARADA ASILAN VE ISYAN EDEN BIRCOK ADAMIN DA GELECEGI OKUYAMAYAN BAGNAZ ADAMLAR OLDUGUNU IYI GORMEK GEREKIR.
    KISACASI OSMANLI SISTEMI KOHNEMIS YASLANMS VE BOZULMUSTU. BU KONULAR ASLINDA COK UZUN KONULARDIR. AMA ATATURK ASLINDA BIR MUSLUMANDI.. HATALARINA RAGMEN MILLETINI SEVERDI.. BU GUN ONU SUCLADIGIMIZ BUTUN HATALARI HEPIMIZ YAPMISIZDIR..
    BUNUNLA BIRLIKTE ASAGIDAKI PROGRAMI IYI IZLERSENIZ ATATURKUN ASLINDA COK NAZIK BIR INSAN OLDUGUNU DA ANALARSINIZ. SAKLANAN BIR KONU ATATURK ILE BEDIUZZAMAN ARASINDA NAMAZ KONUSUNDA BIR ANLASMAZLIK CIKAR VE BAS KOMUTAN ATATURK SAYGI DUYDUGU BUYUK ALIMDEN OZUR DILER. AMA BU KONU BIZZAT BUNU BILEN NURCULAR TARAFINDAN BILE GIZLENMEKTE IDI..

    YANI ISTERSENIZ TARAFSIZ VE DUYGUSAL DAVRANMADAN BU KONULARI BIR DAHA DEGERLENDIRIN.

    Su ekteki vdeoyu iyi anlarsaniz ne dedigimi de anlarsiniz: Bu programi yapan hanimefendi milleine oyle buyuk hizmetler ediyorki kendisini cani gonulden kutluyorum. Her programi bir ders konusu. MasaALLAH.

    http://www.youtube.com/watch?v=8cvd9VYtkaQ

    • MH dedi ki:

      Temelde benzer şeyleri söylemişiz zaten. Biz de Atatürk’ün anlatıldığı gibi dinsiz olmadığını vurgulamaya çalıştık. Söylediklerinizi de yalanlayamam. Müslümanlık hassasiyetiyle bunlar da gerçek olabilir. Önemli olan O’nun bugünün çoğu Müslümanından daha Müslüman olduğu gerçeğidir. Selam ve muhabbetle..

Bir cevap yazın

Translate »