Bahar Hüznü

Hüzün. Sonbahara özgüdür aslında. Çoğunlukla diyelim. Hüzün dediğiniz anda güz mevsimi ve onun çağrıştırdıkları gelir aklına insanın. Güz denilince bozkırlar; sararmış yapraklar; soluk gökyüzü; puslu bir hava; gri hayaller geliverir akla.

Hüzün nedense hep bu puslu akşamlara atfedilir. Hep çorak toprakların bitki örtüsü kabul edilir. Hep solgun vadilerin anadili varsayılır. Hep hüzün mevsiminin vatandaşı görülür, yani güzün. Oysa o güz değildir, ilkbahar olmadığı gibi…

Oysa hüzün başlı başınadır. Mevsimden bağımsız. İklimden habersiz. Zamandan devinimsizdir. Çarklardan boşluktadır. İçinde değildir hiçbirşeyin, dışında olmadığı gibi…

Kendi dinamiklerini barındırır içerisinde. Kendi kanunlarını yapar. Kendi olmazsa olmazlarını dikte ettirir. Demokrat değildir hüzün otokrat olmadığı gibi…

Bir başınadır aynı zamanda. Kimi kimsesi yoktur. Ne annesi ne babası ne de kardeşi. Kimsesizler içerisinde kimsesiz kalan bir duygudur. Kimsesizlik içinde çaresiz kalan bir yetenek. Kimsesizler içinde pervasızca umursamazlık… Tek değildir hüzün, çok olmadığı gibi…

Mutluluk gibi aşiret değildir hüzün. Neşe gibi familya değildir. Sevinç gibi cemaat değil… Kalabalık değildir çok zaman. Yalnız olmadığı gibi. Ama bir başınadır. Paylaşılsa da paylaşılmasa da… Hep artmaz hüzün, hep azalmadığı gibi…

Donedir kimilerine. Tezlere konu, sofralara konuk. Sonuçtur kimilerine. Varlığın bir basamağında. Yokluğun bir fraksiyonunda. Verilerle örülü bir ağ içerisinde bir bilinmeyenli denklem gibi. Paydaya inemeyen paylar gibi. Pay değildir hüzün, payda olmadığı gibi…

Cezadır bazen hüzün. Sevgiyi bilmeyenlere, neşeyi öğrenmeyenlere ceza. Farkında olmayanlara işkencedir hayattan. Hayatın değerini bilemeyenlerin terbiyecisi bazen. Suçunu itiraf edemeyenlerin çilesidir. Yegane çile değildir hüzün yegane terbiye olmadığı gibi…

Ödüldür bazen de mutluluğa giden yolda. Mutluluk basamaklarını fark ettiren bir dedektördür. Araçtır, otobanda son gaz giden. Amaç değildir hüzün ama araç olabilir şoförlüğü olanlara…

Selam ve muhabbetle..

Murat HACIOĞLU

7 Nisan 2010

Print Friendly, PDF & Email

Arkadaşlarınızla Paylaşın

Bir Cevap Yazın

Translate »