Blog Sorunsalı

bloggg749071 numaralı hem güvenilir hem profesyonel Milliyet Blog üyesi Sayın Ümit Culduz’un son zamanlarda sürekli kanayan blog yarasına tuz basması neticesinde şu garip üyeye de iki çift laf etme arzusu geldi. İştahım açıldı..

İlkin ben kaç numaralı üyeyim diye bakmak istedim. Gelin görün ki o numaranın nereden bakıldığını bulamadım iyi mi? Ben ki Sayın Culduz’a link verme hususunda özel kurs vermeyi teklif etmişim. Bilgisayarın B’sinden R’sine kadar her şeyini ıncık cıncık bilirken hem de.. Hoş link konusunda verdiğim ilk kurs başarısızlıkla neticelendi ama olsun. Öğretmen dediğin sabırlı olacak. Sabredip göreceğiz..

Yani demem o ki link konusunu elbet bir gün çözeceğiz. Sayın Culduz da senin benim gibi rahatlıkla link verebilir hale gelecek. Öyle ki belki de blogları linkten geçilmeyecek. Sayın Ahmet Balcı gibi linkseverler bu habere gayet tabi sevinmişlerdir.

Kendime dönecek olursak.. O numarayı bulamadım. Ama arama ve tarama çalışmalarıma son vermiş değilim. Belki de blog bitmeden numaramı bulurum. Okul numaralarımı bile hatırlarken blog numaramı unutmuş olmam hoş değil tabi. Lakin Sayın Culduz’dan başka numara kullanan da yok galiba..

Laf kalabalığına geldi yine. Esas meseleye giremedik. Numarayı, linki bir yana bırakalım da konumuza dönelim..

Blog sorunsalına iki çift laf edelim, yaraya değil de çorbaya bir tutam tuz atalım istedik. Tabi buradan polemik mevzu çıkarmaya çalıştığım sanılmasın. Muhterem Culduz’un niyeti de hâlisane. O da kanayan yaraya merhem arıyor. Elinde merhem kalmayınca tuz basıyor ki kanama dursun. Bu fakir de azıcık tıp tahsil etmiş. Yaraya iki merhem sürsün gari.

Tabi blog işleri Devlet Su İşleri ve bizim tıp işleri gibi olmuyor. Kendine has bir mecra ve kendine has bir dinamik. Bizim gibi memur kılıklı bloggerlar bir yere kadar yazabiliyor. Memura getirilen kimi yasaklar bize set oluyor. Ülke gündeminin meşgul eden meselelerin ekseriyeti siyaset ve politika ile ilişkili olduğundan bizim yazılar muhallebi kıvamında kalıyor haliyle.

Azıcık sert yazsak eş-dost uyarıyor hemen.

“Şşş sen memur değil misin?”

“Evet”

“Ne biçim yazı bu. Başın derde girer!”

Artık başımın derde gireceği yoksa da içimize bir kurt düşüyor. Ya yazıyı yumuşatıyoruz ya da komple siliyoruz. Ha belki emekli olunca (olabilirsek tabi) bu kanayan yaraya daha güzel merhem sürebiliriz, ama o zaman iş işten geçmiş olur herhalde :))

Hal böyle olunca suya sabuna dokunmadan yazacağız diye göbeğimiz çatlıyor. İki satır yazıyoruz, bir satır siliyoruz. Mehter hızında gidiyoruz. Zaten yaptığım inceleme ve araştırmalar neticesinde bendeki sağlık problemlerinin bir kısmından da bu incik-cıncık blog yazma işi sorumlu. Onu yazma, bunu yazma, şunu yazma derken kıvıra kıvıra bel fıtığı da olunur, basur da..

Hülasa Sevgili Culduz. Bizden ümidini kesmekte haklısın. Milliyet Blog’da benim gibi nicesi var. Elbette gündem belirleyecek yahut şimşekleri üzerimize çekecek yazılar yazamıyoruz. Başkalarını bilmem de benim pek o taraklarda bezim yok. Gündem belirlemek istesem siyasete atılırdım zaten.

Demem o ki bu konudan size çok ekmek çıkar daha. Her yıl 3-5 defa belki de daha fazla bu konuyu işlersiniz. Link işini aksatmayalım. Derslere düzenli gelmeniz şart..

Selam ve muhabbetle..

Murat HACIOĞLU

21.01.2014

 

Print Friendly, PDF & Email

Arkadaşlarınızla Paylaşın

Bir Cevap Yazın

Translate »