Hakikat Güneşi Doğunca..

Mevlid Kandili Münasebetiyle..
Özel günler ve geceler eş, dost ve akrabanın hatırlanmasına; iyi dileklerin gerek telefon yoluyla gerek diğer iletişim yollarıyla birbirlerine iletilmesine; küskünlerin barışmasına; sevgilerin paylaşılmasına; kısa süreliğine de olsa öfkelerin yutulmasına vesile olması hasebiyle farklı bir değer taşır.

Gönül ister ki güzel hasletler böyle özel gün ve geceleri beklemeksizin 365 gün boyunca her daim heybemizde kalsın; huzurun ve mutluluğun kaynağı ulvi duygular her zaman gönlümüzde başköşede yer bulsun; insana yakışmayan hal ve düşünceler de alabildiğince bizden uzak olsun.

Tabi her günün bayram tadında geçmesi, her gecenin kandil hazzını vermesi pek mümkün değil. Beşer olmamız nedeniyle illa ki bizi o ulvilikten sufliliğe itecek huylarımız, davranışlarımız olacaktır. İlla ki bizi üzecek, kızdıracak, ağlatacak olaylar cereyan edecektir.

Zaten bizim dileğimiz de her gün, her saat, her dakika böyle olsun diye değildi. Olabildiği kadar olsun. Ama olabildiği kadar çok olsun. Alabildiği kadar suyla dolsun gönül kuyumuz. Suyla dolsun, taşsın hatta.

Bu minvalde bu gecenin feyz ve bereketinden herkesin faydalanmasını dilerim. Herkes nasibi ölçüsünce faydalanacaktır da. Ancak unutmamamız gereken bir şey var. İnsan sadece özel günler için insan değildir. İnsanlık her zaman insan olmayı gerektirir. İslam’ın gayesi de insana insanlığını unutturmamaktır.

Bugünün Müslüman dünyasına bakarsak ne demek istediğimi daha iyi anlayabiliriz. Bugünün Müslümanları ne yazık ki İslam’ı unuttuğu, gereği gibi anlamadığı ve gereği gibi yaşamadığı için bu haldedir. Yani ele güne muhtaç haldedir. O zaman kendimize çeki düzen vermek mecburiyetinde değil miyiz?

İslam’ı doğru anlamak ve onu hayata geçirebilmek aslında gerçekten insan olmak demektir. İnsan sevgiyle kaimdir. İnsan muhabbetle kıymetlidir. İnsan aşkla daimdir…

Bunları anlamak için evvela âlemlere rahmet olan sevgiliyi iyi anlamamız gerekir. Allah’ın “Seni Biz, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik(21/107)” dediği güzeller güzelini arayıp bulmadıkça, ona varıp ona benzemedikçe insanın hakikatini çözemeyiz. Rahmet olması geçmişten geleceğe uzanan bir sonsuzluktur. O zaman O’nu nerede ve nasıl bulacağız… Doğrusu pek az düşünüyoruz(40/58)!

Yine Kur’an’da geçen “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona tam bir teslimiyetle salât edin, selâm edin(33/56)” ayetini de çok iyi düşünmemiz lazım. Buradaki teslimiyeti ve salâtı iyi anlayıp idrak etmemiz ve ardından da gereğini yapmamız lazım. Salât öyle dil ucuyla söylenen bir cümleden ibaret değildir. Teslimiyet ise şekle-şemâle bağlı kalan bazı uygulamalar değildir. İyi düşün! Teslim olacaksın, boyun eğeceksin, “sensin” diyeceksin ve sonra da salâta geçeceksin. İyi düşün!

İşte bu iki sırrı çözebilirsek önümüzde uçsuz bucaksız bir deniz bulacağız. O zaman gerçek mü’minler olarak bu dünyada cenneti yaşayacağız. Yaşayabilene ne mutlu!

Hakikat güneşini bulabilmeniz dileğiyle..

23.01.2013, Denizli

Selam ve muhabbetle..

Murat HACIOĞLU

Print Friendly, PDF & Email

Arkadaşlarınızla Paylaşın

Bir cevap yazın

Translate »