Renault Captur

Arabalara ilgi duyanlar ve gelişmeleri yakından takip edenlerin ve tabi ki Renault bayiine gidip satın alanların bildiği bir modelden, Captur’dan bahsedeceğim biraz. Aslında birkaç bölüm halinde yazabileceğim düşüncelerim var. Bir yerden başlamak adına önce marka ve model kalitesine yakıştıramadığım olumsuz yönlerinden bahsedeceğim. Sonra kısmetse olumlu yanlarını yazacağım.

İki ay önce araba değiştirmeye karar verip soluğu Renault bayiinde aldık. Aslında birkaç aydan öncesinde de yeni araba almayı düşünüyordum ancak henüz bitmemiş ev kredisi borcundan dolayı bunu ötelemeyi uygun bulmuştuk. Ocak ayında yaşanan ekonomik hareketlenme açıkçası gözümüzü korkuttu. Yükselen dolar ve euro nedeniyle taşıt fiyatları da artacaktı. O halde kampanyalardan faydalanıp bir an önce araba almakta fayda olacaktı.

Kafamdan geçen birkaç model ve marka vardı. Doğrusunu söylemek gerekirse Renault ve Captur bu listede değildi. Ancak birkaç defa Captur’u gördükten sonra fikrim değişti. Elbette fiyat politikası da bunda oldukça etkili oldu. Aynı veya yakın segmentte yer alan diğer marka modellerine göre daha uygun fiyata Captur sahibi olabiliyordunuz.

Biz “yavru cip” demeyi de uygun bulduk. Arabadan büyük, cipten küçük. Beni cezbeden yönlerinden biri de yakıt tüketimiydi. Her gün 110 km yapan biri için yakıt ekonomisi de önemliydi. Gönül dizel tercih etmeyi isterdi fakat aldığım model ile dizel olanı arasında yanlış hatırlamıyorsam 6.000 TL fark vardı(belki daha fazlaydı). Kredi üst limiti nedeniyle onu tercih edemedik. 1200 cc turbo motor, EDC şanzımana (otomatik vites) sahip olan modelden aldık. İki aydır biniyorum. Gözlemlerim ve tespitlerim bu iki aylık deneyimim sonucunda oluşmuştur. Kullandıkça gördüklerimi de derlemeyi ve yazmayı düşünüyorum.

En başta da belirttiğim gibi bugün bana göre olumsuz olan yanlarına değineceğim. Maddeler halinde sıraladım. Bu tespitlerim belki firmayı ve potansiyel müşterileri de ilgilendirir. O nedenle okuyacağınız maddeler halindeki tespitler firmaya hitap ediliyormuş gibi yazıldı. Zaten öyle de..

1- Üstteki torpido gözünün kapağı biraz basit ve ucuz kaçmış. Kapağa bastırınca kendiliğinden tamamen açılması gerekirdi. Basınca kapak azıcık açılıp kalıyor. Elle yeniden açmak için hatırı sayılır ölçüde güç kullanmak gerekiyor. Model imajına olumsuz etkidir bu. Nasıl olacak derseniz bkz Skoda Yeti. Arabayı alırken ben bu detayı atlamışım ne yazık ki..

2- Sol ayak için hazırlanan ayak dinlendirme kısmı için özel bir kaplama yapılabilirdi. (Otomatik vites olduğu için debriyaj pedalı olması gereken yerin hemen sol tarafında sürücünün sol ayağını koyacağı sabit pedal gbi bir yer var). Zira yere konulan kauçuk paspas orayı kapatmıyor. Ayağımızın çamuru sol ayak dinlenme yerini kirletiyor. Temizlemesi de çok zor.

3- Şoför tarafındaki paspasınız neden küçük? Çamurlar döşemeye bulaşsın diye mi? Clio paspası gibi büyük bir paspas konulabilirdi ve daha iyi olurdu. Şahsen bir clio paspası aldım ve onu kullanıyorum. Ön tarafta kalan boşluğa da capturun kendi paspasını koydum. Konforu bozuyor ama temizlik açısından böyle daha iyi oldu.

4- Fren ve gaz pedallarının bulunduğu motorla kabini ayıran bölgeyi plastik ya da bez ile kapatmayı neden düşünmediniz? Eğilip bakınca sarı izolasyon malzemesi görülüyor. Bu da modelin şıklığına etki ediyor. Yarı cip havasını böyle küçük ayrıntılar yüzünden zedelememek lazım.

5- Benzin gösterge ibresinin hassas olmadığını düşünüyorum. Depoyu tamamen doldurduktan sonra uzun bir süre ibre en tepede duruyor. Ancak 250-300 km sonra birden hızlı bir iniş gösteriyor. Bu da kullanan kişide (yani bende) benzin hızlı bitiyormuş algısı yaratıyor. Kontrol edemediğim bir “aşırı yakıt tüketimi algısı” beni rahatsız ediyor. Bunu fotoğraflarla belgelemeyi düşünüyorum. Şu an takipteyim. Araştırmam bitince dilerseniz fotoğraflarıyla beraber bunu paylaşabilirim.

6- Araba henüz 2000 km.yi yeni geçti. Haliyle yakıt tüketimi broşürlerde vaadedilen miktardan çok uzak. Zaten birebir aynı olmasını beklemiyoruz. En kısa zamanda yakıt tüketiminin düşeceği ümidindeyiz. Bayiiden aldığımız bilgiye göre ilk bakıma kadar tüketimin yüksek olacağı şeklinde. Satış sırasında da bu bilgi verilirse iyi olur. Özetle 10.000 km dolduktan sonra optimal yakıt verimi alacağımızı düşünüyorum.

7- Ben Captur aldıktan hemen birkaç gün sonra eşime de Clio aldık. Onu pek kullanmadığım için ona dair tecrübelerim yetersiz. En kısa zamanda onu da tecrübe edip yazmayı düşünüyorum. (Bu maddeyi özellikle koydum. Sürekli eleştiri olunca arada dinlenmek gerekiyor. Renault’yu düşündüm yani 🙂

8- Ön kapılar sert kapatılmadıkça kapanmıyor. Showroomda baktığım diğerleri de öyleydi. Zamanla bu düzelir mi bilmiyorum ama ön kapıyı çarpmak pek hoş olmuyor. Daha nazik kapatılınca kapanması makul olsa gerek. Artık diğer modellerde bu hususlara dikkat edersiniz.

9- Hep mekanik kısımlara değiniyorum ama mecburum. Araba kullanırken konforumu bozan herşeyi dile getirmeliyim. Kaldı ki bu hususlar da en az amortisörler ve koltukların konforu kadar dikkat çekici. Şimdiki konumuz arka koltuklardan gelen gıcırtı sesi. Arka koltuklar bagajın genişletilebilmesine olanak sağlayan bir özellik nedeniyle bir platform üzerinde kaydırılabilir olduğundan olsa gerek kaydırma aksamından sarsıntılar sırasında gıcırtı sesi geliyor. Türkiye şartlarında sarsıntısız gidecek yol sayısı az olduğunu düşündüğünüzde bunun ne kadar önemli bir ayrıntı olduğunu da görürsünüz. Bu sorunu servis çözebilir mi bilmiyorum. Sizden gelecek bilgilere göre kendime yön vereceğim.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Dediğim gibi beğendiğim olumlu yanlarını da yazacağım inşallah. Tabi firmada eleştirilerimizi dikkate aldıklarına dair bir emare görürsem 🙂

Bekliyorum.

Murat HACIOĞLU

05.04.2014

Print Friendly, PDF & Email

Arkadaşlarınızla Paylaşın

Bir Cevap Yazın

Translate »